Remilin On Altı Şekli: Noktadan Yoruma, Yorumdan Karara

Dört sıra, her sırada bir ya da iki nokta: remilin on altı şekli. Adları, dizilişleri, okunuşları ve sorunun cevabını veren kadı.
Dört sıralık bir düzenin içinde tek bir noktanın yeri değişir ve şekil de değişir. Gözünüz, aynı sayıdaki noktaların bambaşka bir ilişki kurduğunu fark eder. Remilin on altı şekli bu sade yapıyla geniş bir soru alanı açar.
Türkçede bu işe remil atmak da denir, remil dökmek de. Kuma sayılmadan on altı çizgi vurulur; her çizgi tek ya da çift okunur ve bir ya da iki nokta olur, dört çizgi üst üste bir şekil yapar. İlk dört şekil analardır; gerisi değişmez bir kaideyle onlardan çıkar: kızlar, torunlar, iki şahit ve kadı. Kadı, sorunun cevabını veren şekildir.
Şekil, hâne, yorum, karar
Remili okurken dört kelimeyi ayrı tutarız. Şekil, kumda gördüğümüz düzendir. Hâne, o düzenin tabloda düştüğü yerdir ve her hânenin kendi konusu vardır: mal, yol, nikâh, düşman. Yorum, geleneğin o şekle o hânede verdiği okunuştur. Karar ise soran kişinin kendi hayatı içinde vereceği cevaptır.
Bu dört kelime okumanın disiplinidir. Gözün gördüğü işaretten hükme atlanmaz: önce şekil doğru sayılır, sonra hânesine ve soruya bakılır, sonra geleneğin sözü okunur; karar da soranın elinde kalır.
Aynı şekil, başka hâne
Şeklin adı sözlükteki kelimedir; hânesi, o kelimenin geçtiği cümledir. Bir kelimeyi sözlükte bulmak, onun her cümledeki işini çözmeye yetmez; hânesiz bir anlam listesi bu yüzden yarım kalır.
Tarik bunun iyi bir örneğidir: açık yol; gelen geçer, kalmaz. Mal Evi'ne düştüğünde para bir yoldan girip öbüründen çıkar. Kardeşler Evi'ne düştüğünde haber yoldadır ve hızlı gelir. «Yol» sözcüğünü görür görmez «taşınmalıyım» diye okuyan bir adım atlamıştır; o adımın dayanağı sözcükte değil, sorusunda ve hânesindedir.
Neden on altı şekil vardır?

Bir şekil dört sıradan oluşur. Her sırada ya tek nokta vardır ya iki. Dört yerin her birinde iki hâl olduğu için 2 × 2 × 2 × 2, yani on altı şekil çıkar. Sayı, dizilişin kendisinden gelir.
Remil geleneğinde çift sıra, iki nokta yerine kısa bir çizgiyle de yazılır. Hangi yazılış seçilirse seçilsin, her şekil dört sıradan ve her sıra iki hâlden birinden oluşur.
Toplam nokta sayısı neden yetmez?
İlk sırası tek, alttaki üç sırası çift olan şekil Lihyan'dır. Son sırası tek, üstteki üç sırası çift olan şekil Nekis'tir. İkisinde de yedi nokta vardır; biri yükselen alev, öbürü toprağa çakılan kazıktır. Şekli belirleyen, noktaların hangi sırada durduğudur.
Gördüğünüz şekli toplam sayıya indirgemek, okuma için gerekli olan yer bilgisini siler. Şekil bu yüzden yorumdan önce doğru kaydedilir: dört sıra, yukarıdan aşağıya.
On altı şeklin adları ve okunuşları
On altı şekil, Luxarion'un Remil ritüelinde kullanılan Türkçe adları ve okunuşlarıyla şöyledir. Sıralar yukarıdan aşağıya okunur: tek nokta tek sırayı, iki nokta çift sırayı gösterir. Tabiat, şeklin düştüğü yerde işi hayra mı çektiğini, yoksa ağırlaştırıp alıkoyduğunu mu söyler: uğurlu ya da uğursuz.
| Şekil | Dört sıra | Tabiat | Anlamı |
|---|---|---|---|
| Tarik | ● ● ● ● | Uğurlu | Açık yol; gelen geçer, kalmaz. Sefer, ayrılık ya da durgunluktan sonra kımıldayan bir iş. |
| Cemaat | ● ● ● ● ● ● ● ● | Uğursuz | Toplanan çokluk; ne getirilirse onu yansıtan meclis, el, dil ve halk. |
| Nusret-i Dahile | ● ● ● ● ● ● | Uğurlu | İçeriden gelen yardım; emekten sonra iyi son, sağlam bir kale, kalıcı üstünlük. |
| Nusret-i Harice | ● ● ● ● ● ● | Uğurlu | Dışarıdan gelen yardım; hızlı, dönek bir başarı, başkasının ışığıyla parlayan iş. |
| Kabz-ı Dahil | ● ● ● ● ● ● | Uğurlu | İçeri alan el; kazanç, gelen şey, dolan kâse. |
| Kabz-ı Haric | ● ● ● ● ● ● | Uğursuz | Dışarı veren el; kayıp, giden şey, boşalan kâse. |
| Lihyan | ● ● ● ● ● ● ● | Uğurlu | Yükselen alev; sevinç, iyi haber, esenlik, yukarı çıkan her şey. |
| Nekis | ● ● ● ● ● ● ● | Uğursuz | Toprağa çakılan kazık; düşüş, ağırlık, kök, dayanma. |
| Cevdele | ● ● ● ● ● | Uğurlu | Sabırsız kuvvet; cesaret, acele, kıvılcım, hesapsız atılış. |
| Nakiyyü'l-Had | ● ● ● ● ● | Uğursuz | Temiz yanak; zarafet, uyum, hoş karşılanma, güzellik. |
| Beyaz | ● ● ● ● ● ● ● | Uğurlu | Durgun kâse; berraklık, huzur, öğüt, sükûnla verilen akıl. |
| Humre | ● ● ● ● ● ● ● | Uğursuz | Devrilen kâse; tutku, karışıklık, öfke, dikkat isteyen kızıllık. |
| Ukle | ● ● ● ● ● ● | Uğursuz | Kapanan halka; bağ, hapis, gecikme, korunanı saran sabır. |
| İctima | ● ● ● ● ● ● | Uğurlu | Kavşak; birleşme, buluşma, kaybolanın geri dönmesi. |
| Atebe-i Dahile | ● ● ● ● ● | Uğurlu | İçeri açılan eşik; başlangıç, açık kapı, yeni giren hayır. |
| Atebe-i Harice | ● ● ● ● ● | Uğursuz | Dışarı açılan eşik; bitiş, kapanan kapı, giden şey. |
Şekillerin dilini açan üç karşıtlık

Tarik ile Cemaat, görsel düzenin iki ucudur: dört tek sıra ve dört çift sıra. Tarik açık yoldur; gelen geçer, kalmaz. Cemaat toplanan çokluktur; ne getirilirse onu yansıtan meclis. Hareket ile topluluk iki ayrı çizimle dile girer.
Kabz-ı Dahil ile Kabz-ı Haric arasında her sıra tersine döner. Biri içeri alan eldir: kazanç, gelen şey, dolan kâse. Öteki dışarı veren eldir: kayıp, giden şey, boşalan kâse. Kaybın kendisi istendiğinde Kabz-ı Haric iyi haber getirir; yük için sorulduğunda yükün sırttan indiğini söyler. Şeklin adı böylece kişinin neyi almak, neyi bırakmak istediğiyle birlikte okunur.
Atebe-i Dahile ile Atebe-i Harice iki eşiktir. Biri içeri açılır: başlangıç, açık kapı, yeni giren hayır. Öteki dışarı açılır: bitiş, kapanan kapı, giden şey. Bu karşıtlık, girmekte olduğunuz bir bağla sonuna gelmiş bir taahhüdü aynı soruda birbirinden ayırır.
Şekiller alfabedir; hâneler ve aralarındaki bağ, bu alfabenin dil bilgisidir. Bir remilde dört ana, dört kız, dört torun, iki şahit ve kadı birlikte okunur.
Pirinç alet, İstanbul sayfası, Paris yazması

British Museum'da 1888,0526.1 numarayla pirinç bir remil aleti durur. Üzerindeki tarih hicrî 639, yani miladi 1241-42'dir; aleti Muhammed b. Hutluh el-Mevsılî imzalamıştır ve nisbesi onu Musullu bir usta olarak tanıtır. Kadranlar döndükçe şekiller alet üzerinde belirir; alet, kumun işini madenin diline çevirir.
Remil on ikinci yüzyılda Arapçadan Latinceye geçti. İngilizcedeki geomancy ve Fransızcadaki géomancie, Latince geomantia'dan gelir; bu kelime İspanya'da, Arapçadan yapılan çevirilerde ilmü'r-reml'in karşılığı olarak kullanıldı. Londra'daki Britanya Kütüphanesi'nde saklanan Harley MS 4166, bölümleri on dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda kopyalanmış bir derlemedir; içindeki remil metinlerinde şekiller kahverengi mürekkeple çizilmiştir.
İstanbul'da remil hem sayfada hem sokakta yaşardı. Fransa Millî Kütüphanesi'ndeki Supplément turc 242, hicrî 990, yani miladi 1582'de İstanbul'da hazırlanan Matâliü's-Saâde'nin resimli bir nüshasıdır; metin Mehmed es-Suûdî'nindir, kayıt resmi de sanatçı Osman'la ilişkilendirir. Kütüphane 131b yaprağındaki resmin konusunu «Remil: Süleyman'ın meskeni» diye kaydeder; sayfada bir taht, bir taç, divler ve periler vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin «Remil» maddesine göre aynı yüzyılda divan şairi Zâtî, önce Beyazıt Camii'nin avlusunda, sonra İbrahim Paşa Hamamı yakınındaki bir dükkânda remil atardı.
Aynı kütüphanedeki Arabe 2631 ise on sekizinci yüzyıldan Arapça bir yazmadır. Kaydı, başlığın remil ilmini İdris peygambere nispet ettiğini ve yazmanın on altı şekillik bir tabloyla açıldığını belirtir. Gelenek de kumda ilk çizgiyi çekeni İdris bilir.
Soru şekilden önce gelir

Bazen kişi «İyi mi olacak, kötü mü?» diye sorar; oysa iyi ve kötüden ne kastettiğini kendisi de ayırmamıştır. Bir değişiklik gelir bakımından iyi, yakın ilişkiler bakımından zor olabilir. Bir bekleyiş kısa vadede rahat, uzun vadede yorucudur. Tek bir sıfat bunların hepsini taşıyamaz.
Şekil, hâne, yorum ve karar ayrımı burada kişisel bir işe dönüşür. Önce sorunun kapsamı belirlenir, sonra sorunun hangi hâneye düştüğüne bakılır: mal mı, yol mu, nikâh mı, iş mi? Remilde soru önce gelir, çizgiler sonra vurulur. Remilin nasıl okunduğunu anlatan sayfa bu sırayı adım adım gösterir: önce sorunuzu seçer, sonra on altı çizgiyi saymadan vurursunuz.
Sorunun nasıl kurulacağını sarkaç için de yazdık; tek bir salınımın taşıyabileceği soru kumdaki çizgiler için de aynı özeni ister. Aynı davet ya da aynı tereddüt yeniden geldiğinde sizin yeriniz değişmiş olur: hangi niyet hâlâ canlı, hangi şart yeni, hangi cevabı bu kez daha açık verebilirsiniz?
Aynı davete üçüncü kez cevap vermek
Kurmaca bir örnek: bir kişi, daha önce iki kez ertelediği ortak bir işe yeniden davet ediliyor. «Bu kez kabul etmeli miyim?» diye soruyor. Davetin tekrarı ona bir işaret gibi geliyor; fırsatın artık kaçırılmaması gerektiğini düşünüyor.
Tekrar gerçekten dikkati çeker. Önce neden ertelediğini ayırt etmesi gerekir: zaman mı yetmedi, rol mü belirsizdi, ortakla konuşulmamış bir beklenti mi vardı? Her seferinde aynı engel duruyorsa, tekrar kararın yerine geçmez.
Soruyu şöyle kurar: «Bu davetin hangi şartını netleştirmeden cevap veriyorum?» Ortaklık Nikâh Evi'nin işidir; evlilik de ortak da açık hasım da o hânede durur. Kadı İctima çıkarsa bu remil kavuşma remilidir: masa kurulur, ortaklık bu kez olur. Ukle çıkarsa iş bir bağın içinde tutulur; gecikir, ama kopmaz.
Ardından rolü ve takvimi doğrudan konuşur. Kadının hükmü de bu konuşmanın sonucu da aynı kararın içine girer; kişi kararını hangi zeminde verdiğini artık bilir.
Sık sorulan sorular
Remil şekilleri neden on altıdır?
Dört sıranın her biri iki hâl alır: tek ya da çift. İki hâlin dört yerde birleşmesi on altı şekil eder. Sayı, dizilişin kendisinden gelir.
Aynı nokta toplamı aynı şekil demek mi?
Hayır. Sıraların düzeni değişir: Lihyan ile Nekis'in ikisinde de yedi nokta vardır, ama biri yükselen alev, öbürü toprağa çakılan kazıktır.
Bir şekil tabloda iki kez çıkarsa yeni bir şekil mi olur?
Hayır. Şekiller on altıdır; aynı şekil tabloda birden fazla hânede görünebilir. Okuyucu onu her hânede o hânenin konusuyla okur.
Remil neden İdris'e nispet edilir?
Gelenek kumda ilk çizgiyi çekeni İdris peygamber bilir. Sahih-i Müslim'deki bir hadiste Hz. Peygamber, «Peygamberlerden biri çizgi çizerdi; kimin çizgisi onunkine uyarsa isabet etmiş olur» buyurur; remil ehline göre bu peygamber İdris'tir. Paris'teki on sekizinci yüzyıl Arapça yazması, Arabe 2631, bu nispeti başlığında taşır.
Remil kesin konuşur mu?
İlm-i reml adındaki «ilim», kaidesi olan, öğrenilip öğretilen bir bilgi demektir: şekiller değişmez bir kaideyle çıkar. Kadı soruyu, sorulduğu günkü hâliyle cevaplar. Gösterdiği yol karar, dua ve Allah'ın takdiriyle yürür; yazılanla sizin olanın nerede buluştuğunu ayrıca yazdık.
Luxarion'da remil var mı?
Var: Remil ritüeli. Her şafak herkes için tek bir remil vurulur ve üstünde günün tek sorusu durur. Okuyanlar kadıyı adı açılmadan okur ve hükmünü verir; remilcinin hükmü öğlen açılır. Dileyen, kendi sorusu için kendi on altı çizgisini de vurur; o remil yalnızca onundur.
Kararın yerini boş bırakmayın
Noktaları doğru saymak işin başıdır. Şekli doğru adlandırmak, hânesine oturtmak ve geleneğin sözünü okumak onu izler; karar ise soranın hayatında verilir. Remilin inceliği, bu dört adımı birbirine karıştırmadan bir araya getirmesindedir.
Tekrar eden bir sorunuz varsa onu kuma götürün: yarının remili şafakta vurulur, kendi sorunuz için kendi on altı çizginizi de vurabilirsiniz. Sorunun ardındaki hikâyeyi işin ehline anlatmak isterseniz, manevi okuma dikkatinizi çeken işareti niyetinizle ve koşullarınızla birlikte okur.
Kum düzelir, çizgiler silinir; kadının hükmü sorunuzun yanında kalır.
Kitaplık zanaatı öğretir. Okuma, onu sana uygular.
Kişisel okumanı al

