Doğduğun saat
Bir müneccimden harita iste; üçüncü sorusu hep saattir. Gün değil — saat, olabiliyorsa dakika. Çoğu kişi arar ve iki şeyden biriyle döner: odada bulunmamış birinin yazdığı bir belgedeki sayı, ya da ailede saklanan bir cümle. Sabah ezanından hemen sonra. Fırtına gecesi. Elektriklerin kesik olduğu gece. İkisi de bir kayıttır ve hiçbiri kendiliğinden daha doğru değildir. Saatin belirlediği şey yükselendir: o anda doğu ufkunda yükselen burç derecesi. Zaman kadar yere de ihtiyaç duyar ve birinci evi onunla açılır. Yükseleni oynat; aynı burçlardaki aynı gezegenler başka evlere düşer — bir ömrün maddesi başka bir harita üzerine yeniden dağılır. Sık söylenir: her iki saatte bir burç yükselir. Bu bir ortalamadır ve nerede tökezlediğini bilmek değer. Ekvatora yakın yerlerde her burç iki saate yakın sürer. Kuzeye ya da güneye gidildikçe kimi burçlar ufku bir saatten kısa sürede geçer, kimileri üç saatten fazla alır; yani hatırda kalan bir saat, kimi doğum yerlerinde ötekilerden daha çok işe yarar. Saate bağlı olmayan şey azımsanacak gibi değildir: Güneş, gezegenlerin çoğu ve aralarındaki açılar. Bilinmeyen bir saat seni haritasız bırakmaz. Evsiz bırakır. Saatin gerçekten yitik olduğu yerde tashih vardır: tarihi bilinen olaylardan transitler ve tâlihler üzerinden geriye yürüyerek bir saatin hayata oturmasını aramak. Eski ve gerçek bir zanaattır, ve dürüstçe söylemek gerekirse tahminîdir: iki dikkatli müneccim saatlerce ayrı düşebilir, ve yeni bir olay tashih edilmiş bir saati yeniden oynatabilir. Son bir tuzak, ve en çok haritayı bozan da odur: o yerde o tarihte fiilen yürürlükte olan saat düzeni. Dilimler yeniden çizildi, yaz saati her yıl aynı biçimde uygulanmadı, ve haritanın bir saatlik kaymaya en duyarlı yeri yükselendir. Cevaplamak için saatin kendisini yazmana gerek yok. Doğum saatin ailende nasıl saklanıyor: saatle mi, yoksa o sırada olup bitenle mi?


