Geri gelen rüya
Rüyanın bir yerinde, buraya daha önce geldiğini anladığın bir an vardır. Aynı koridor. Aynı gecikme. Hep durduğu yerde duran aynı kişi. Uyandığında hikâye çözülmeye başlamıştır bile; geriye odada bıraktığı his kalır. Tabirciler geri gelen rüyayı, tek başına çarpıcı bir rüyadan hep ayrı tartmıştır. İslam geleneği rüyayı üç türde sayar: sadık rüya, insanı tedirgin eden rüya, ve nefsin yaşadığı günden kendine anlattığı şey. Dördüncü, beşinci kez geri gelen bir rüya ikinci bir bakış olmadan pek üçüncüye konmaz; çünkü bir kez söylenen gürültü olabilir, tekrar tekrar söylenen ise ısrardır. Arap tabir ilmi tam da bu tartma etrafında büyüdü. İbn Sîrîn adıyla dolaşan kitaplar derlemedir ve elde gezenin çoğu ondan çok sonra toplanmıştır — ama işe yarayan miras, o adla korunan yöntemdir: işaret, bir listeden değil, rüyayı görenin hâline göre okunur. Su tek bir şey değildir. Ev tek bir şey değildir. Kimin evi ve orada ne yapıyordu: okuma budur. Çoğu kişinin kaçırdığı yer şurası. Tekrarlanan rüyada sabit olan anlamı, değişen olan zamanı taşır. Yer hep aynıysa ama sen her seferinde daha geç varıyorsan, o gecikme haberdir. Kapı bir yıl kapalı kaldıysa ve bu ay açıldıysa, okuma kapıda değil açılmadadır. Bu yüzden pratik öğüt göründüğünden küçüktür: rüya geri geldiğinde rüyayı yeniden yazma. Neyin değiştiğini yaz. Seninkinde ne geri geliyor — ve her gelişinde ne farklı oluyor?


